BAŞARMAK İÇİN!

Zihinsel antrenman:1873 yılında Dr. W.B.Carpenter; Carpenter etki kanunu denilen teoriyi şu sözlerle ortaya koymuş: “Herhangi bir algı, o algıyı oluşturan organizmada, o algının gerektirdiği faaliyeti yapmak için bir istem oluşturur. Bu istemle yapılan faaliyet, o algı olmadan yapılan aynı tip faaliyetten, daha olumlu netice meydana getirir.” Peki bizim algımız hangi yönde?

Read More...

Nerede Hareket Orada Bereket

Bilindiği gibi dünyayı çevreleyen bir manyetik alan mevcuttur. Bu alan dünyamızı güneş vs. dış etkenlerin zararlı etkilerinden koruyan MANYETOSFER bölgesidir. Yaşadığımız yerin yaklaşık 3.200 kilometre kadar altında, dünyanın eriyik çekirdeğinde olan bitenler, biz farkında olmasak da, hayatımızın her gününe tesir ediyor. Burada; yaklaşık 5.700°C’deki, çoğunlukla sıvı demirden oluşan ve ayın hacminin üçte ikisine yakın büyüklüğe sahip olan devasa okyanus, görünmez bir kuvvetin oluşumunun sorumlusu: Dünyanın manyetik alanı. Jeodinamoyu göz önünde bulunduran kurama göre; sıvı demirin hareketi sonucu bir elektrik akımı oluşur ve bu akım manyetik alanların oluşumuna sebebiyet verir.Yüklü metal parçacıklar manyetik alanlardan geçerek devamlı ve döngüsel bir elektrik akımı yaratır. Çekirdekteki sıvı metalin daimi hareketine bağlı olarak bir miktar manyetik alan oluşur ve bu alan çekirdekte yeni akımlar oluşturur. Bu akımlar ise daha fazla manyetik alana sebep olarak geri beslemeli bir döngü yaratır. “Dünya’ nın manyetik alanının kaynağı nedir ?” Mariner 2 ile yapılan araştırmalar sonucunda Venüs’ün çekirdeği demir içermesine rağmen bir manyetik alana sahip olmadığı anlaşılmıştır. Venüs’ün 243 dünya günü olduğu ve dinamo etkisi yaratmak için çok yavaş olduğu bulunmuştur. Manyetik alanın oluşumunun dünyanın dönmesi ile ilişkili olduğu açıktır. Çünkü Venüs ünde çekirdeğinde dünyanınki gibi demir bulunmaktadır, fakat dönme periyodu ölçülebilir bir manyetik alan oluşturmaz. Yani manyetik alanın oluşumu dünyanın yeterince hızlı dönmesine bağlıdır. Burada iki vazgeçilmez unsur vardır: elektrik akımı ve yeterli hızda…

Read More...

BAŞKALDIRIYORUM

Zayıflama yolculuğunda başarısızlığa uğrayan insanlar, yöntemler, oburluk sanılan şey sonucu alınan kilolar ve bunları yaşarken bu yolda yalnız olmadığımız…. İster istemez kendimi, kendi kilo alıp verme serüvenimi düşündüm. 2-3 kilo ile uğraşıp durdum yıllarca. Sonra 3-4 kg olduğunda Int. Slimming Center’a gittim. Kilolar bir aşağı, bir yukarı, geçti gitti yıllar. Henüz gerçekten şişman görünmediğim için çok da umursamıyordum herhalde. 

Read More...

RUH-ZİHİN-İDEAL BEDEN

Kimde muhteva (içerik), şekilden ağır basıyorsa o yontulmamıştır, kimde şekil muhtevadan ağır basıyorsa o yüzeysel bir insandır, kimde muhteva ve şekil aynı ağırlıktaysa o seçkin bir insandır” der Konfüçyus. Doğru bir hayat duruşu; beden, ruh ve zihin olarak sağlıklı ve dengede kalabilmekten ibarettir. Bir hedefin bir amacın varsa ve karar verdiysen yeni bir sen olmaya, yapman gerek tek şey harekete geçmek. Olana kadar. Nasıl ki bir çiviyi çakmak için uygun bir çekiçle defalarca vurmak gerek, bir kez vurduğunuzda duvarda durabilir ama bir şey astığınızda yere düşmesi kaçınılmazdır. İki kere vurduğunuzda biraz daha güçlüdür ama ağır bir şeyi hala taşıyamaz. Bununla beraber beton çivisini ahşap çivilere uygun küçük bir çekiçle çakamazsınız. Sağlam olabilmesi için uygun olan çekiçle kezlerce vurarak çakmak gerekir. Bizimde hedefe ulaşıp orada kalabilmemiz için yapmamız gerekenleri tekrar tekrar yapmamız gerekir. Burada ki en önemli ayrıntı doğru çekiç yani doğru adreste olmaktır. Aklımızı ipotek etmeden, uygun olan doğru seçimler ve gerekli zaman ve çabayı harcamak. İşte başarının sırrı. Bizim zayıflama yöntemimiz kişiye özel, Çünkü; Kilo Problemi Yaşayanlar için Beden-Zihin-Ruh dengesinin sağlanması şart! Sen özelsin!!! Biz de bunun farkında olarak; sağlıklı yaşama ve fit bir bedene kavuşmak isteyenler için beden, zihin ve ruh dengesinin kurulması çalışmaları ile kalıcı zayıflamanız için…

Read More...

DUYGUSAL ÖZGÜRLEŞME

Olumsuz duygu sonucu oluşan semptomlar kilo, bağımlılıklar, korkular vs bizim yaşam kalitemizi düşüren etkenlerdir. Çünkü insanın yaşam kalitesi doğrudan duygusal sağlığı ile ilişkilidir. Gerçek duygusal özgürlük ise acı dolu yılların sonudur. Aynen bir hapishaneden çıkmak gibi. Bağımsızlık Bildirgesidir. Bağımsızlıktan kastım olumsuz duygulardan özgürlüktür. Bu buzdolabını talan etmemize, önümüze gelen hapları çare diye yutmamıza, alkole, sigaraya, ıvır zıvıra sarmamıza neden olan tüm endişelerden özgürleşmeyi kastediyorum. Gelişmemizi ve sizi kapasitemizi gerçekleştirmekten alıkoyan gizli engelleri aşmamızı sağlayan şey, özgürlüktür. Duygusal sağlık özgüvenin altındaki sağlam bir temel gibidir ve özgüven de yaşamın her adımında başarının sıçrama tahtasıdır. Bu yeni bir düşünce değildir. Neredeyse herkes bunu kabul eder ve bununla ilgili kitaplar okur, seminerlere katılır, psikologlar, terapistler…. Ya çözüm? Mühendislik eğitimi almış biri olarak çözüm yollarını ararken mantıklı olmasını, pratik olmasını ve gerçek dünyada işe yaramasını referans aldım ve alıyorum. İnsanlar fazla kilolarından ve tabii öncelikle de buna neden olan bağımlılıklardan, depresyondan, travmatik anılardan vs. kurtulmak için yıllar süren uygulamalar yaşamakta ama ya biraz ilerleme sağlamakta ya da hiç ilerleme olmamaktadır. Böylece çözüme başkasının sahip olduğu umuduyla durmadan diyetisyen-doktor-psikolog-spor salonu-spor hocası değiştirmekte ama genellikle de hiç bir şey değişmemektedir. Bir ömür boyu sürüp işe yaramayan yöntemlerde sizce de yanlış bir şeyler yok mu? Çoğu kilolu insan kalıcı…

Read More...

62 kilo veren Emel’den mektup var…

O artık başarmış, ideal kilo özgürlüğünü yaşamış biri….   “”18.01.2016 tarihinde başladı sizinle bu yolculuğum, tam tıkandığım yorulduğum bir dönemde çıktınız karşıma, sizinle bu yola girerken tek düşündüğüm aman en fazla 1 ayım gider olmuştu, su an olduğum yere bakıyorum da 1 ayım gitmedi bir ömür kazandım sizinle bu yolda.Hayal ederken bile benim bile acaba dediğim bir yerdeyim su an. 1 yılda bedenim,zihnim,hayatim, hayallerim bile değişti. Likya ile tanıştım sayenizde sınırlarımı keşfettim, kendime bile itiraf edemediğim bir hayaldi ve gerçek oldu orada yaşadıklarım, 2 dakikada insanin duyguları nasıl 180 derece değişir bunu öğrendim sizinle, bazen bir anne,bazen en yakin dost,bazen öğretmen oldunuz bana, hayatimin tüm alanında yer aldınız bu sure zarfında size zaman zaman hayatıma her alanını sizinle paylaşırken sizi zorluyor muyum dediğimde “emel bu benim hem isim hemde zevk alarak yaptığım bir şey bu bir süreçse bu surece her şey dahil dediniz”her zaman, sizinle ideal bedene son 7 kaldı heyecan dorukta hemde çok…İyi ki hayatıma girdiniz sizi seviyorum. Evet bu süreç bir gün gelecek bitecek biliyorum ama siz benim bir omur hayatımda olacaksınız bir dost bir arkadaş bir abla olarak…”” Sevgili Emel bu satırları yazarken 62 kilodaydı. Artık ideal kilosunda ve tam 56 kilo. Başaranlar listesine adını yazdırdı…  

Read More...

ZAYIFLAMA SIRRI

 HİKAYE HEP AYNI; “MUTLULUK AZ SONRA……” Sistem der ki, “ARA ama asla BULMA!” İşte tüm kilolu insanlar çözüm arıyor ama bulamıyor, çoğunluk tarafından esaslı bir biçimde sorgulanmadığından sahte çözümler gücünü ve popülaritesini kaybetmiyor. . Bir maske çıkartılıyor başka bir maske takılıyor. Ama hiçbir yere varılmıyor. Bir ömür boyu sürüp giden işe yaramayan yöntemlerde sizce de yanlış bir şeyler yok mu? Birçok kilolu her insan kendini bu şov dünyası içinde kaybediyor ve ne yapsa da kısır döngünün içinden çıkamıyor. Koşarak bir yöntemden diğerine geçiyor. Emeksiz çözüm arayanları, ilk önce kendini kandırmak isteyenleri kandırmak ve avutmak için çok başarılı bir sistem kurulmuş durumda. Öncelikle kendini temelden sorgulamaya başlamadan, bağımlılıklarından vazgeçmeyi göze almadan doğru yolu bulman mümkün değil. Yöntemlerin çoğu çözüm bulmak yerine seni kendi ürünlerine bağımlı kılmaya çalıştığından bu kısır döngüden kalıcı olarak kurtulmak mümkün olamıyor. Çünkü sorunu çözmeye çalışanlar sorunun bir parçası iken kendi kendini yok etmesini beklemek ne kadar akıllıca olabilir? Düşünün ki bir polis cinayet işlemiş ve o cinayeti çözme görevi de o polise verilmiş. Biz de onun kendi kendini yakalamasını bekliyoruz. Arıyorsun ama bildiğin şeyi, sana sunulanı arıyorsun…İçinde yaşadığın sistemin yarattığı kollektif bilinç etkiliyor seni de. Onun için başarısızım deme “henüz hiç başlamadın” Okumaya devam etmek için tıkla http://baharpancukdeniz.com/zayiflik-mutluluk-mudur/

Read More...

KALICI ZAYIFLAMA ÖZGÜRLÜĞÜNDÜR

KALICI ZAYIFLAMA Uygun koşullar olmadığı zaman, başka bir seçeneğimiz kalmadığından bazı alışkanlıklardan kurtulmuş ve başarmış gibi hissederiz. Günlük hayatınızda 2 saat sigara içmeden duramazken, 20 saatlik bir uçak yolculuğuna çıktığınızda bu süre içinde sigara içmeden yolculuk yapabilirsiniz. Çünkü koşullar uygun değildir ama koşullar değişir değişmez hemen aklınıza ilk gelen şey sigara yakmak olacaktır. Kilo verirken de maalesef aynı sorun geçerlidir. Kendimizi uzun süre, aylarca bir kampa kapattığımızda başka seçeneğimiz olmadığı için kilo veririz. Ama bu durum bahçemizde ki yabancı otları temizlerken onları biçmek gibidir. Koşullar uygun hale geldiğinde, yağmur yağdığında, bahar mevsimi geldiğinde o biçtiğimiz zararlı otlar yeniden büyür ve bahçemizde ki yararlı otlara zarar vermeye başlar.  Oysa ki zararlı otları kökünden sökersek koşullar nasıl olursa olsun tekrar büyüme olasılığı yoktur. Aylarca kampta kaldık, zayıfladık, hedefimizi yakaladık. Sonra kendi hayatlarımıza geri döndük, aynen üstten biçilmiş ot gibi, koşullar değişti, hayata yüklediğimiz anlamlarla doğru orantılı yaşadığımız streslerle birlikte eski alışkanlıklarımızı hortlatan koşullarda yaşamaya başladık ve altta kökleri duran bu alışkanlıklar bir iki geri gelmeye başladı. Ve beraberinde tabii kilolar geri gelmeye başladı. Çünkü bu güne kadar stresle baş etme yolu olarak yemeği seçmişiz. Kendi koşullarımızın içinde üstesinden gelmeyi başarabilirsek işte o zaman kilo sorunumuzu kökten söküp atabiliriz. Herkes zayıflamak ve değişmek…

Read More...

ZAYIFLAMA ve MUCİZE

  Hepimizin kim olduğumuz ve hayatımızda neleri yapabileceğimiz konusunda bir düşüncesi vardır.  Mucize işte bu algıyı değiştirdiğimiz anda gerçekleşir. Birçok mucize aslında yaratıcı gücümüzün sonuçlarıdır. Bir mucize istediğimizde ve onu yaratabileceğimizi kabul ettiğimizde olan şey mucizedir. Daha sonra gerçekleşen şey sadece ayrıntıdır. Çoğu zaman mucizeler yaratamayız çünkü mucizelerin bizim başımıza gelebileceğine inanmayız. Bir mucize yaratabilmek için ilk adım yeni düşünce biçimini geliştirmektir. Duygu ve düşüncelerimiz fizik realiteyi etkiler. Yolu bilmek ile yolu yürümek arasında o kadar çok fark vardır ki, yani kısacası istemek yetmez seçmek gerek. Tüm bunların bizi ilgilendiren başka bir boyutu da söz konusu, başka birinin çabaları bizim hayatımızda mucize yaratabilir mi? Bunun yanıtı için ‘duygular ve suya etkisi’ yazısına bir göz atalım mı?     DUYULAR VE SUYA ETKİSİ: http://www.youtube.com/watch?v=mCHWoshp_uA&feature=related Dr.Emoto’nun su araştırması düşünce ve duyguların fizik realiteyi etkilediği gerçeğini ortaya koyar. Aynı yerden alınan su örneklerine yazılı ve sözlü kelimelerle veya müzikle değişik niyetler, düşünceler yönlendirildiği, odaklanıldığı zaman ‘’su kendi ifadesini değiştimektedir’’. Temel olarak Dr.Emoto suyun ifadelerini yakalamayı başarmıştır. Geliştirdiği teknikte çok soğuk bir odanın içinde son derece güçlü bir mikroskop ve çok yüksek hızlı bir fotoğraf çekim şekli uygulamıştır. Bu teknikle henüz oluşmuş donmuş su kristallerini fotoğraflamıştır. Ancak, değişik bölgelerden alınmış su örneklerinin hepsi kristalize…

Read More...

ZAYIFLIK MUTLULUK MUDUR?

                                Evet, ben zayıfladım ve evet çok mutluyum. ‘’Bedeninin kölesi olan hiç kimse özgür değildir.’’   SENECA   Zayıf biri için zayıflık, mutluluk olmayabilir ama şişman biri için şişmanlık, çok acı veren bir durumdur ve şişman biri için zayıflık, kesinlikle mutluluktur.   MUTLUYUM… Çünkü zayıf değilsen güzel olmadığını düşünürsün, kendine asla güvenemezsin hatta ve hatta dostlarını kucaklayamazsın, onlara sarılamazsın bile, yaz aylarında ve hatta çoğu zamanda kışın o kadar çok terlersin ki dostlarını arkadaşlarını terinle rahatsız etmek istemezsin. Kendine olan güvenin ayaklar altındadır. Alışveriş bir ızdıraptır bazen çok beğendiğin küçük beden bir şeyi yakından inceleyebilmek için ‘senin burada ne işin var’ dercesine bakan tezgâhtara şu meşhur maskemizi takınarak gülümseyip, “kızıma hediye bakıyorum” diye yalan söylersin. Dizilerde filmlerde dalga geçilensindir. Annenin sana ‘mohini gibi oldun’ dediğini duyarsın ve sessiz sessiz ağlarsın. Annen bile bunu diyorsa başkalarının neler düşündüğünü düşünürsün ve bir adım daha geri çekilirsin toplumdan. Diğer yandan da kendini kanıtlayabilmek için herkesten çok çalışırsın. Daha çalışkan, daha espirili, daha akıllı anlayışlı, daha kanka olmak zorunda hissedersin. Ve çeşit çeşit maskeler oluşturursun, zırhını sağlamlaştırırsın. Böylece büyük oyun başlar…. Seyredilmişliğini seyretmeye başlar, acı çekersin. Artık kendini onların gözünden…

Read More...