AİP (OTOİMMÜN PALİO DİYET)

Otoimmün hastalık artık çağımızın hastalığı. Tabii ki ilk sırada OBEZİTE var. Tip 2 diyabet, kardiyovasküler hastalık, obezite, hasimoto troiditi gibi günümüz hastalıklarından sadece ilk akla gelenler. Ama olması gerekmiyor. Her ne kadar genetik yatkınlık bir otoimmün hastalık geliştirme riskinizin yaklaşık üçte birini oluştursa da, diğer üçte ikisi çevrenizden, diyetinizden ve yaşam tarzınızdan gelir. Aslında uzmanlar, bazı diyet faktörlerinin otoimmün hastalığa önemli katkıları olduğunu  diyet ve yaşam tarzı ile değişebildiğini giderek daha fazla fark etmektedir. Bu, otoimmün hastalığın gıda tercihlerimize ve hayatınızı nasıl yaşamaya karar verdiğimiz ile doğrudan bağlantılı olduğu anlamına gelir. Aynı zamanda, sadece nasıl yemek yediğinizi değiştirerek ve uyku, aktivite hakkında daha bilinçli seçimler yaparak otoimmün hastalığı yönetebiliyor ve tersine çevirebileceğimiz anlamına geliyor.   Tüm otoimmün hastalıkların temel nedeni aynıdır: aslında görevi bizi istilacı mikroorganizmalardan korumak olan bağışıklık sistemimiz bize yönelir ve proteinlerimize, hücrelerimize ve dokularımıza saldırır. Hangi proteinler, hücreler ve dokular saldırıya uğrardığına göre otoimmün hastalık ve semptomlarını ortaya çıkar. Hashimoto tiroiditinde tiroid bezi saldırıya uğrar. Romatoid Artritte, eklemlerinizin dokularına saldırılır. Sedef hastalığında, cildinizi oluşturan hücrelerdeki proteinler saldırıya uğrar. Ancak, kök nedeni aynıdır. Genellikle AIP’yi kısaltmış olan Paleo Otoimmün Protokolü, bağışıklık sistemini düzenlemek için diyet ve yaşam tarzını kullanan, bu saldırılara son veren ve vücuda iyileşme fırsatı veren güçlü bir stratejidir. Bende de hashimoto troiditi mevcut ve bir süre eski…

Read More...

YEMEK KEYİF MİDİR? DEĞİLSE NEDİR?

                                                    VE ÖZGÜRLÜK… Bu konuyu anlatmaya bir deneyle başlamak istiyorum.Yapılan bu deney, abur cuburların nasıl bir bağımlılığa sebep olduğunu çok açık bir şekilde gösteriyor. De­neklerden birisi sadece sağlıklı yiyeceklerle besleniyor; ikincisi çoğunluğu sağlıklı yiyecekler; üçüncüsü ise sadece abur cubur yiyor. Denekler yemek yedikleri esnada ayaklarına elektrik veriliyor. Sadece sağlıklı beslenen denek yemeyi hemen durdurarak tepki veriyor. İkincisi bir süre sonra yemeye son verirken, üçüncüsü elektriğe tepki vermeyip yemeğe devam ediyor. Sistemin istediği, mümkün olduğunca çok insanı tam da bu üçüncü denek gibi her şeye rağmen tüketmeye bağımlı olmuş hale getirmektir. Daha çok insanın daha çok tüketmesi gerekiyor ki üretilen kolalar, hamburgerler, cipsler paraya dönüşsün ve tekellerin kasalarını doldursun. Sadece Coca Cola’nın ürünleri günde 1,9 milyar bardak tüketiliyor. Türkiye’de tüketilen yıllık kola miktarı 3 milyar litreye yakın. McDonalds 118 ülkede yer alan 33 binden fazla restoranıyla günde 62 milyon kişiye hamburger satıyor. Bu 24 milyar dolarlık gelir anlamına geliyor. Pastadan büyük payı kapmak için yarışıyorlar. Peki bu arada bize neler oluyor? Obezite basit bir kilo sorunu değildir. Obeziteden kaynaklı birçok ölümcül sağlık problemi ortaya çıkabilmektedir. Obezite,…

Read More...